Dünya üzerinde kalp krizi en sık rastlanan ölüm nedenlerinden biridir. Günümüzde yaşlılar olduğu kadar gençlerde büyük bir kalp krizi riski altındadır. Çünkü ağır stres, ekonomik durumlar, dengesiz beslenme ve sigara gibi alışkanlıklar gençlerinde kalp krizi geçirme sıklığını arttırmaktadır.

Ancak erken teşhis ve tedavi bu karamsar tabloyu yok eden bir durumdur. Yaşam alışkanlıklarımız ile ilgili alınacak birkaç küçük önlem ve kontrol ile kalp krizi riski nerede ise yüzde 80 oranında engellenebilmektedir.

Kardiyoloji Nedir?

Kardiyoloji için kısaca dolaşım yani damar hastalıkları ve kalbimizi inceleyen bir bilim dalıdır diyebiliriz. Geçmiş zamanlarda dâhiliye yani iç hastalıklarının bir alt dalı olarak faaliyet göstermesine rağmen sürekli yapılan çalışmalar, yeni buluşlar, teknolojik gelişmeler, araştırmalar sonrasında kardiyoloji başlı başına bir ana bilim dalı haline gelmiştir.

Kardiyoloji Hangi Hastalıklara Bakar?

Kalbimiz ve dolaşım sistemimizi kapsayan tüm hastalıklar kardiyolojinin kapsamı içerisindedir. Bunları kısaca sıralamak istersek;
– Kalp damar hastalıkları,
– Kalp yetmezliği durumu,
– Doğumsal olan kalp rahatsızlıkları,
– Kalp kapakçıkları ile ilgili hastalıklar,
– Kalp kası ile ilgili hastalıklar,
– Kalp zarı ile ilgili hastalıklar,
– Hipertansiyon ve buna bağlı kalp rahatsızlıkları,
– Kalp ritmi veya ileti sistemi ile ilgili rahatsızlıklar,
– Damar yani dolaşım sistemi bozuklukları,
– Aort anevrizma,
– Kalp içi olan kitleler,
– Kalp cerrahisi uygulanmış olan tüm hastalar, kardiyolojinin kapsamı içerisindedir.


Kalp Krizinin Nedenlerini Biliyor musunuz?

Tıbbi adı Enfarktürs olan kalp krizi, hücrelerimizin oksijensiz kalması sonucunda ölmeleri ile meydana gelen bir hastalıktır. Kalbimiz tüm dolaşım yani damar sistemimizi kontrol eder. Ancak damarlarımızdan biri tıkandığında bu damarın beslediği bölgeye kan gitmez. Kan gitmeyen bu bölge oksijensiz kalmaya başlar ve buradaki hücreler ölür. Bunun sonucunda da kalp krizi meydana gelir.
Genel olarak kalp krizleri yaşa bağlı olarak yıllar içerisinde damar sistemimizde meydana gelen sertleşmeler sonrasında ortaya çıkar. Halk arasında orta ve ileri yaş hastalığı gibi görünse de artık günümüzde gençler arasında da sıklıkla rastlanılmaktadır.
Kalp krizi ülkemizde meydana gelen ölümlerin nerede ise yüzde 30’nun nedeni olmaktadır. Ne yazık ki kalp krizi geçirip sağlık kuruluşuna gelemeden kaybedilen hastaların oranı ise de yüzde 20’ler civarındadır. Bu sebeple bilinçlenme, erken teşhis ve tedavi için bu riski azalmanın ön koşuludur.

Kalp Krizinin Belirtileri Nelerdir?

Kalp krizinin en fazla görülen belirtisi göğüste duyulan şiddetli ağrı yanı sıra nefes darlığı, baskı hissi ve kalp ritminin düzensizliği şeklindedir. Bu ağrılar ortalama olara 20 dakikadan fazla sürer. Sonrasında ise ağrı çenenin yanı sıra sol kola da yayılır. Kalp krizi için halk arasında inanılan ve tek başına sol kolda meydana gelen uyuşma, kalp krizinin öngörülmesindeki genel değeri düşüktür.
Bazı durumlarda özellikle de kalbin alt kısmında tutan kriz durumlarında tansiyon ve ritim düşüklüğüne ek olarak bulantı ve kusma da görülmektedir. Sıklıkla göğüs ağrısına soğuk şekilde terlemede eşlik eder.
Diğer semptomlar arasında baş dönmesini, soluk alınamama durumunu, halsizlik veya baygınlık halini de sayabiliriz. Daha önce kalp krizi geçirmiş hastalar ise büyük bir risk altındadır. Bu sebeple bu belirtiler görüldüğünde hiç vakit kaybetmeden doktorlarına veya en yakın sağlık kurumlarına başvurmaları önemlidir.
Damarlarımızın tıkanmasının tıbbi nedenleri olduğu kadar genetik ve çevresel etmenlerden dolayı da olabilmektedir.

Kalp Krizine Yol Açan Nedenler Nelerdir?

Yüksek tansiyondan şeker hastalığına, kolesterolden sigaraya kadar birçok neden kalp krizinin temelini hazırlamaktadır. Kalp krizinin uzun veya kısa süreli birçok belirtileri olmaktadır. Hatta bazıları kendini sıklıkla göstermesine rağmen önemsenmeyebilinmektedir.
Kalp krizi riskini arttıran durumları kısaca özetlemek istersek,

– Aşırı horlama ile sıklıkla kendini gösteren uyku apnesi
– Obezite, özellikle de göbek kısmının aşırı kilolu olması
– Kötü diş sağlığı,
– Aşırı sigara kullanımı,
– Uyuşturucu madde kullanımı,
– Böbrek taşı ve böbrek rahatsızlıkları,
– Stres ve depresyon,
– Düzensiz ve sağlıksız beslenme,
– Aşırı ve kontrolsüz spor yapma,
– Hareket etmeme yani spor yapmama,
– Yüksek kolesterol,
– Yüksek tansiyon,
– İlerleyen yaşlar,
– Ailede kalp krizinin görülmüş olması.


Bu gibi nedenler kalp krizi riskini arttıran etmenlerdir. Bu etmenlerin bir ya da bir kaçını barındıran kişiler normal kişilere göre daha büyük bir risk altındadır.

Kalp Krizinde Ne Tür Bir Tedavi Uygulanır?

Kalp krizi geçirdiğinizi veya geçiren biri olduğunu düşündüğünüzde yapmanız gereken en doğru şey size en yakın bir sağlık kurumuna başvurmanızdır. Şikâyetler çok ciddi ise ve hasta hareket edemeyecek durumda ise yatay olarak yere yatırılmalı ve boynunu sıkan eşarp, kravat gibi eşyalar çıkartılmalıdır.

Hastanın varsa kalp rahatsızlığı için ilacı verilmeli veya mümkün olursa bir aspirin çiğnettirilerek yutturulmalıdır. Sonrasında ise hiç vakit kaybetmeden 112 aranarak yardım gelmesi istenilmelidir.

Ülkemizde kalp ve damar hastalıkları hastanelerin kardiyoloji merkezlerinde tedavi edilmektedir. Tedavinin şekli hastanın durumuna, geçirilen kalp krizinin tipine göre de değişmektedir. Erken teşhis ve tedavi sonrasında kalp krizi riski çok düşüktür.
Kalp krizine neden olan tıkanma damarın açılması kalp krizi tedavisinin ana temelidir. Bu tıkanıklık ise damarı tıkamış olan pıhtının çözülmesi için verilen ilaçlar şeklinde olabildiği gibi stent veya balon takılması şeklinde de olabilir. Bazı durumlarda bypass adı verilen operasyonlarda yapılmaktadır.